pandemi döneminde beslenme
Tüm dünyada etkisini sürdüren ve Dünya Sağlık Örgütü (who) tarafından Şubat ayında pandemi olarak ilan edilen Yeni Koronavirüs Hastalığına (Covid-19) karşı önlemler alınmaya devam ediyor.
Covid-19 için geliştirilmiş kesinleşmiş etkili bir tedavi yöntemi henüz olmadığından “hastalıktan korunmanın” en etkili yöntem olduğu üzerinde durulmaktadır.
Virüs, hastalık etkeni taşıyan bireylerin öksürmeleri aksırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunması ya da solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağza götürülmesi ile insandan insana kolaylıkla bulaşabilir.
Hastalık belirtileri, virüs bulaşmış bazı kişilerde semptomatik olabileceği gibi asemptomatikte olabilmektedir. Bu nedenle insanların birbirine bulaştırma riskini en aza indirmek için koruyucu yöntem olan “karantina” uygulamasına başlanmıştır.
Her ne kadar 2021 yılı aşı için umut vaat etse de uzmanlar yinede yukarıda bahsettiğimiz kurallara uyulması konusunda hem fikir.
Bu süreç de ne kadar kendimize iyi bakarsak aslında hasbelkader hastalığa yakalansak ta ayakta atlatmamıza olanak verebilir.
Karantina, kişinin günlük rutin yaşantısından uzak kalmasına neden olarak hem duygu durumunda değişikliğe hem de daha hareketsiz bir yaşam sürmesine neden olmaktadır.
Evde geçirilen sürenin artması, sürekli dinlenen ve takip pandemi haberleri, artan endişeler, duygu durumuna bağlı yiyecek tüketme (özellikle karbonhidratlı gıdaları) arzusunun artması ve fiziksel hareketliliğin azalması, vücut ağırlığında istenmeyen yükselişlere neden olabilmektedir.
Gerek kilo kontrolünü sağlamak gerekse bağışıklığı güçlü tutmak adına beslenmede doğru davranışlarda bulunmak son derece önemlidir. Doğru beslenme kilo kontrolü nasıl olmalıdır?
Herkesin merak ettiği aslında tam bu...
COVID-19 hastalığının bulaşmasını önleyen veya tedavi eden herhangi bir yiyecek ya da içecek olmasa da sağlıklı ve dengeli beslenmenin, fiziksel aktivite ve düzenli uyku ile beraber bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır.
Besin ve duygu durumu arasındaki ilişkide etkisinden bahsedilen bir diğer besin öğesi “antiinflamatuvar” etkisi ile bilinen “omega-3” yağ asitleridir
Balık, keten tohumu, chia tohumu, kinoa, semizotu, ceviz omega-3 kaynağı besinlerdir.
D vitamininin beyindeki oksidatif strese karşı rolü olduğu, immün-modülatör etkisinin bulunduğu ve nöroprotektif etki gösterdiği bildirilmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder